Aklım ile dilim arasında çitler örülü ve o çitlere kuşlar konup duruyor bazı gün, güneşin doğuşundan önce. Bazı gün, güneşin batışından sonra. Kuşlar hep aynı gün hep aynı gece, aynı çitlere konuyor. Aynı zamanlarda ayrı kuş cıvıltıları çınlıyor, orta kulağımdan az ötede. Çekiç, örs ve üzengi çıtırsı eşliğinde, gögsüme konuyor kuşlar. Göğsüm bir kafes, ama ben kafeste alamam ki nefes.

Kemik bir çerçevede asılı beynim, dünyamın çivisi çıkalı da çok olmuş. Belki de bundandır eğreti tükrükler saçıyor dilim, zihni gübrelerinize.