Sen kahveni şekerli içiyorsun.
Ben yemeklere tuz atmıyorum.
Bir dilim pizza açlığını bastırmaya yeterken, ben çoktan iki bardak su içmiş oluyorum.

Utangaç dudaklarından dökülen sözcükler, aklımla raks ediyor. Beraber konuşmak fani, gel beraber susalım diyoruz. Suskunluk en çok gülüşünün üstüne dökülmüş bir masumiyet..

Masumiyetin kedilerin mobilyalarda bıraktığı gibi çizgiler bırakıyor yüzümde. Masumiyetin, yaşayan son ejderhanın ağzındaki ateşi söndürüyor iki bardak su karşılığında.

İlgiyle seyrederken bedeninin içinde süzülen ruhunu, gözümden kaçıyor olup biten ne varsa. Zaman duruyor işte böyle akşam üstlerinde, akşam üstü, senli günlerin altında eziliyor istemeden.

Yaşadığım şehirden kalkan hiçbir tren San Diego’dan geçmiyor. Bir bavul kadar çaresizim şimdi. Şimdi ben susuyorum. İki bardak su karşılığında.

Vicdanımı köpekler yese ya keşke dedim. Sahipsiz hayvan barınaklarında yaşamakta olanlar özellikle. Çünkü en çok onlar beni anlardı, hiçbir şeye sahip olamadığım beyhude hayatımda.

İlan-ı aşklar da yorgun düşebilirmiş gurbet yollarında. Gurbet insanı yorarmış, sus-atırmış. İnsanoğlu yeri gelince susarmış.

Ben sana susamışken, sabaha karşı adını ezbere bildiğim mahallenin sokaklarında, yol tutuyor seni, kusuyorsun Yeşilköy’den kalkan herhangi bir uçağın ön koltuğuna.

Ben dağların zirvesinden bulutlar seyretmiş adamım. Yedi katlı bir apartmanın terasının manzarası yetmiyor, gözyaşlarımın intiharına. Gözlerim devlet ihalesi ile inşaatına başlanmış ve yarım kalmış bir baraj şimdi, suyu yok ki elektrik üretsin. Üretsin ki, sen banyodan çıktıktan sonra saçlarını rahatça kurutabil.

Saçların ıslak çıkarsan çünkü hapşırabilirsin bu kentin ruhuna. Hapşırırsan belki bir saniye için kalbin durabilir. Kalbin kalbime emanetken, böylesi hıyanet bana çok ağır gelir.

Saçların ıslak çıkarsan üşütebilirsin kafanı ve ben yıllar önce bir Salı sabahı bir insanın kalbinden çıkarak başarmıştım üşütük düşüncelere teslim olmayı.

Şimdi o düşüncelerin teslimiyetinde, bir trenin veya bir uçağın kilometrede önce ne kadar yakıt sarfiyatı yaptığından başladım düşünmeye.

Yüzümün yarısı hep karanlık, neredeyse tüm tebessümlerim de artık bir anlık, dememin üzerinden çok geçmedi. Hele bir ışıklarını söndürüver dünyamın bak o zaman gör her iki yanı da karanlık.

“Üşüyen yanlarımla sarıldım hayata yeniden ve yeniden. Hoşçakalı esirgenmiş bir veda sonrasında hoşça bakamadım kendime ve hoşça kalamadım.”