Rüzgârlar be sevgilim;

Rüzgârları anlatmak isterim sana önce usul olanlardan başlayarak, hani şu saçlarını omuz hizana yükselten, omuzlarına bir buse kondurmamı emredercesine kulaklarıma fısıldayan rüzgârları işte.

Mayıs ayında martılara masmavi boğazda çığlık attıran usul, ufak ve utangaç rüzgârları işte, omuzlarına yasladığım başımı göğe kaldıran, aklımda aklımdan daha ak bir sancı ve göğsümde baldıran otu sarartan rüzgârları.

Dedim ya anlatmak isterim, ama kırılmış dişlerim dilime kurmuştur bir kumpas. Isırırım dilimi ben rüyada, bitişiktir utangaç yastıklarımız, sürersin saçlarını dudaklarıma işte budur rüzgâr kadar ufak bir temas. Bir mühür teninin kokusu ve kokun baharda açan çiçeklerle etmekte rekabet, itiraf etmek istiyorum, senindir usul rüzgârlalar eşliğinde hep galibiyet.