Güneş batalı az, gölge aramaya çıkalı çok vakit olmuş. Belki de en az miladi takvimin icadı kadar, kum dolmuş yüzümün saydam tabakasına. Yaz olmuş, güz olmuş, nice vasiyetin üzeri toprakla dolmuş. Ne kadar sinsi sansar suret varsa gözlerimin ferine yansımış, yalanmış önümden bir kap yal almış. Ömrünce bir adım atmamış, sen düşünce koşarak yol almış.

Bulanık seyretmekte olan gözlerim için hiçte münasip değil, bu müstesna cehennem lakin lügatımıza girmiş bir defa içinde olsun geçen ahlar, vahlar. Kalından inceye doğru sivrilmiş serzenişler, sersemletmişler. Sektirmişler, siktirmişler.