“Yabancı” kelimesi tüm dünya dillerinde antipatik geliyor kulağa.
– Yabancı olmak?
Yabancı olmak öyle değil ama sadece korkakları ürkütüyor zannımca.

Çok yıllar önce, doğal afet statüsünde sayılabilecek kadar büyük sarsılmıştım, hayal meal hatırlıyorum. Sonra sürekli gelişmekte olduğunu zikrettiğimiz tıp bana okuma yazma dışında bildiğim çok fazla şeyi unutturmuştu. İşte o zamanlar belki yirmi yaşından fazlaydım ama sekiz yaşında bir çocuktanda farksızdım. İyi birşey miydi yoksa kötü birşey mi hala kararsızım.

Zaten hayatımdaki hiç birşey kararında değil. Kararsız kalmak ta erkek adama göre değil bunu toplum içinde geçirdiğim süreçte ögrendim. Bu kadar çok hata yapmamın nedenlerinden biri de kararsız kaldığım zamanlardan miras olmalı.

Hatalı kararlar biriktiriyordum. Hatalı kararlar koleksiyoneriydim ama hatalar durduğu yerde değer kazanmıyordu. Koleksiyonum hayatımı değersizleştiriyordu. Hatalarım değerimi insanların tekeline bırakıyordu. İnsan komisyoncuları rayiç bedel biçiyordu sararmış gözbebeklerime. Karaciğerim kimsenin umrunda değildi. Kara bahtımda öyle…

Kendi ölümünün rengine karar vermiş bir bireyin kararlılığına verilmiş bir isim “intihar”
Bir kaç yıl önce de olmuştu bu kendi intihar senaryomu uygulamaya başlamıştım. Her gün litrelerce ağır alkol tüketmiş ve allak bullak olmuştum. Ölmedim. Öleceğime dair rivayetlere kulak misafiri oldum yalnızca.

– Hayır çok mutluyum şu anda
– Hiç olmadığım kadar
– Ellerimi tut bak
– Ne kadar sıcak?
– Bir gün idam edilecek olsam
– Son isteğim sorulsa
– Celladıma “beni öp” diyecek kadar trajiktim oysa
– Bu salı sallanır sabahlarda.

Diye bir not yazmıştım hatta. Vergi dairesinden adıma gönderilmiş tebligatın tam da arkasına.

Kendi intiharımdan daha çok yakışır geliyordu kulaklarıma ölümden dönmem. Demek ki dedim ölüm dönek birşey ve benim döneklerle işim olmaz. Sanki bir pelerin örtüyordu omuzlarımı artık. Dokunulmazdım, halbuki içim yarılmıştı dokunsalar ağlayacaktım.

Eğer sevincinize, üzüntünüze, düğünlerinizde ve ölümlerinize yabancı olursam dedim. Adımın yanında soyadım korkunç bir gürültü gibi gelecek kulaklarınıza. Ürkerseniz adımın geçtiği anılardan yabancı olacaksınız tüm duygu durumlarıma. Ve bu yabancılaşma neticesinde rafineri edilebilmiş yalnızlığım sebep olacak toplu intiharlara. Toplam intiharlara. Toptan intiharlara.

Öyle ya da böyle ne mi istiyorum Azrail’imden; ağzımda acımtırak bir tat. Bana sadece rakıyı hatırlatan.