Benim hayat’tan anladığım, market raflarında yarım litrelik pet şişelerdi ve sıcak bir yaz günü terlemiş alnıma serpiştirirdim hayatı.

Trafik lambalarında cam silen çocuklar kadar hijyen sempatizanıyım, kapitalizmden bihaber.
İstatistik demek kanser olma ihtimalimin, âşık olma ihtimalimden daha yüksek oluşu. İçki ve sigaraya sürekli yapılan zamların tek nedeni ulusa sesleniş konuşmalarının reytinginin düşük oluşu ve buna bir şekilde dikkat çekmek.

Kimsenin yeteri kadar şanslı olmadığı evrende, yazı tura atmak neden? diye sormuştum aradan epey zaman geçti.

Zaman kendinden menfur bir asaleti omuzlarına yüklenmiş, hiçte önemsemeden özünü, aynı omuzlarda yükseliyordu göğe. Yer yarılsın dedim. Gök yarıldı ortadan iki yere, kim varsa altına aldığı, hepside ıslaktı. Sağanak gözyaşına karşı da demiştim. Onun üzerinden de epey zaman geçti. Geçmeyen tek şey, Bostancı vapuruydu çünkü oturduğum semtin ne denize kıyısı nede iskelesi vardı.

İskele sancak diye bir bağırış yükseldi güvertesinden ruhumun, ben bir mayın gemisiyim dedim. Dikkatli olun elinizde patlarım.

Olmasalar ne olurdu ki? Çevreye dağılmış muhtelif uzuvlar ve et parçaları rahatsız eder miydi ki onları? Hem onlar kimdi ki? Acılarına şalgam eşlik etmemiş miydi onların?

Çemberlitaş’ı biraz geçince Tavuk Pazarı vardı. Tavuk Pazar’ında da Ciğerci Basri. Ben ciger sevmem hatta hiç yemem fakat Ciğerci Basri yine de vardı. Çünkü sende vardın bu çelişkinin sıyrılmış köşesinde. Beni sevmiyordun ama ben vardım hatta tüm yokluklarıma rağmen var olmak çabasıydı tüm nefes alış verişlerim aynı zamanda yüksek tansiyonum.

Çocuktum bende işte bir zamanlar en az sizinki kadar ve süpermarketlerin otomatik kapılarına fobi besleyen bir anne tarafından yetiştirilmiştim. Şimdi hiçbir kapıyı çalmadan içeri giremiyorum. Şimdi hiçbir yürek beni içine alamayacak kadar döner kapı. Annem beni hep bağrına basıyor ve ailemizde tek hipertansiyon hastası benim.

Kadehlerdeki ruj lekeleri beni bir öpücükten daha fazla tahrik ediyor ve yanağımdan makas alan kadınların çoğu ikinci çocuğuna hamile. Boşanmış adamlar profesyonel sarhoş, boşalmış erkeklerde profesyonel duldu.

Yaşadığım kente ar yağmıyor bugün ama her yerde kar. Beyaz en çok sende güzel, ama gözlerinde bir fincan kahverengini görmek ömrümün kırk yılına bedel.

Bekledim bugün kıyamet kopsun, mevsim şartlarına da herkes ayak uydursun ve dallarda yapraklar solsun. Ama iğneli çamlar hiç yaprak dökmez ki.

Şırınga ile damarlarıma enjekte edilmiş, en incesinden yalnızlık. Günlerim, tek gözüm kapalıyken pencereden sızan ışık.