Sizi kendi halinize bırakmıştım çoktan, halsizliğimi çokça umursamadığım herhangi bir Çarşamba belki de. Söylemedim, yazdım. Sizi kendi halinize bıraktım. Bakkaldan çiklet çalan yüzbinleri sırtüstü rakı içtiğim ihtiyar masaları yüzüstü ve sizleri kendi haline.

Yoktan var edemeyeceğinizi bilmemden mütevellit, varlığa saldırışınızı seyrettim. Seyir ne de güzel aramızda varsa eğer bir camekân, camekânlar ne de solgun ardında varsa yansımam.

Gölgelerinizde sevabı ararken, kudrete dair ne kadar günah varsa işledim. Benim problemim dört işlemle ve bu dört işlemi bilmeden çözülmüyor hiçbir problem.

Hijyen arzulayan kasıklar çok terli ve terlemeden yazısı çarpık alınlar hijyeni satın almak neredeyse imkânsız. Söze mevzu bahis ne kadar icraat varsa dünya raflarına dizmiş, ömrünüz etiketlerdeki rakamlarla eşmiş.