Gözlerin

Çarşıdan alınan bir tane narın, eve gelir gelmez kendini imha etmesini ve bin parçaya bölünmesini seyreder gibi seyrettim, film şeridi gibi gözlerimin önünden geçen hayatımı.

Demek ki dedim; bende parçalanmıştım bu nar gibi, her yana dağılmıştım, parça tesirli bomba gibi.

Sonra dedim ki kendi kendime evdeki hesap çarşıya uymazmış.

Her açıdan bıkkındım, çok acıdan da bitkin. Yılgındım, sonbahar kadar, döküp saçmıştım yapraklarımı, sonra dedim ki kendi kendime, baharı bekleyen kumruları var menekşe saksıları dizili balkonumun.

Aşk, iki gönül arasında kurulmuş bir köprü iken, ayrılıklarımız o köprüden atlamak suretiyle intihar.

Kabul edin benim kadar mazoşistsiniz. Kabul edin hormonlarınız aşk, aşkınız savaş, savaşlarınız ölüm, ölümleriniz dua, dualarınız toprak. Toprağınız kurak.

Siz değil misiniz sabahlarını uyandığında yüzüne su süren? Yüzüme yüzünü sürüyorum ey sevgili, bir avuç su şehir şebekesinden avuçlarıma akan.

Her sabah gözlerimle vedalaşan çapağa duyulan saygı sensin. Başka türlü sana kavuşmak imkânsız çünkü.