Merhaba Çocuk;

Umarım her şey yolundadır, içinde bulunduğun zaman aralığında. Hatta temennimi genişleteyim, umarım hala zaman aralığının içindesindir ve hatta aylardan Aralık’tır. Hayattasındır, hayatsındır, hayalsindir, hayallerdesindir umarım.

Sana bu mektubu yaklaşık sekiz yıl önceden 2007 yılından yazıyorum. Bugün 6 kasım ve kasım kasım kasılıyorum seni eve döndürmemek için. 

Marinada oturup saatlerce votka içtiğini ve bir şarkı mırıldandığını hatırlıyorum. Oturduğun sandalyeden seni kaldırmak üzere randevulaştığın bir otobüs biletin vardı, saat beşte. Sandalye ile vedalaştın, denizle selamlaştın, balıklarla kucaklaştın ve ince bir salınımla sana beş dakika uzaklıktaki otobüs yazıhanesine doğru yola çıktın.

Sen yola çıktın, verdiğin kararlar yoluna çıktı. Kararların ile uzlaşamadın münakaşa çıktı. Aksi adamın tekisin, yoldan çıktın. Otobüs Marmaris’te mola verdi iki bira içtin, geçip otobüs koltuğuna büsbütün serildin, gözünü bir açtın İzmir otobüs garajı gözünü bir daha açtın Bursa terminali gözünü bir daha açtın Boğaziçi. Boğazında şişlik, sesin boğuluyor, konuşma cümleler boğuluyor dudakların kapalı ve burası aslında avucunun içi. Ağır işlerde çalışan bir işçi senin aklın ve çok yüksektesin hayallerin gündelikçi.

Sen o otobüsten indiğinde Veli, ayağının teki diğerinden şüpheliydi, ellerin terliydi ve aklın o akıl senin miydi Veli?