Balta girmemiş bir sevda geçiyor gözlerimin elasından.
Balta diyorum, nalburlarda satılıyor,
Ve tanıdığım hiçbir nalbur,
Hiçbir sevdanın içinden geçmemiş.

Tanrı öyle üstün ki bu yaşamak paranoyasında isterse tek bir hamlede canımızı alabilirdi.
Ne nalburun tarafındaydım, ne de gözlerimin elasından geçmekte olan sevdanın.

Yolumdan saptım. Yürüdüğüm yol sapıtmaya elverişliydi çünkü. Hiçbir suçu günahı yoktu attığım adımların. Ne de olsa sen beni ayak seslerimden tanırdın.

Bir yetim çocuğun ne işi vardı ki bu yazıda? Ama gelip konmazlar mı, kelebek misali düşlerine babaları. Onlarda adımlarının sesinden tanırlar mı acaba babalarını?

Benimkisi üvey aşk, sükûtta dahi işitmemezlikten geliniyor ayak uçlarımın senfonisi. En çok aydınlıkta görmezden geliyorsun suretimi, yürüyorum, yürüyorum, ayaklarım birbirine dolaşıncaya kadar yürüyorum. İçimden koşmak geliyor sana, en çok sana kavuşacağım ana.