Ağlama dediklerinde, bırak ağlamayı hıçkırmaya başlar ya insan. Hani annen ölmüştür, belki de baban ölmüştür. Yahu bırak işte birisi ölmüştür. Biri öldüğünde ağlarsın kabul et işte.
Beni içinde öldürmüşsün ya, sen öyle dedin. Ağladın mı?

Şimdi seninle, mum ışığı şart değil. Mümkünse herhangi bir karanlık kuytuda kırmızı şarap içmeyi çok isterdim. Yaşlı bir ağaca sırtımı yaslamış olmalıydım şimdi. Pantolonumun arkasında ıslak toprak lekesi, gözlerimin yaşına denk şimdi.

Senin yüzünde topraktan ibaret değil mi ey sevgili. Gözlerin, gözlerimin tanıklık ettiği ey kıymetli mücevher ve herhangi bir sarraf bu gözlere paha biçemiyor.