Zilin çalması ve kapıyı aralık bırakmanız, gelecek misafirinizi içeri davet etmek gibi. Yeni bir yıla girebilmek için takviminizi aralık bırakmalısınız.

Eğer Aralık ayında ölürseniz, mezar taşınızın yıl hanesine bir rakam eksik yazılır. Fakat Aralık ayında doğarsanız, yeni yıla yeni yaşınızla eskimiş bedeninizin eşliğiyle girersiniz. Bu yıl en çok gözlerim eskidi mesela. Bütün bir yıl boyunca seyrettim yıpranmış sayfa kenarları gibi hayatları.

Eskiden küfür ederdim, bu yıl en çok dua ettim. Ha birde ettiğim küfürlerin affedilmesi için tövbe ettim dedi kadın. Affettim seni dedim.

Bir yaşıma daha bastım dedi adam. Bunu kendi kendine söyledi.
Şaşırmış olmak değildi eylem şekli. Doğduğu tarihin üzerine üç yüz altmış beş gün daha eklemişti ve yıl dönümüne denk bir yalnızlık eşlik etmekteydi, sofrasına.

Elektriklerin kesik olması tabi ki tesadüftü, çünkü yalnız adamlar mum ışığında yemek yemekten hoşlanmazdı.

Bir yaşıma daha bastım dedi adam ama bu defa ne bir otel odasında nede bir sokağın köşesinde. Çünkü o zamanlar çok gençtim ve evinin olduğu sokağın köşesi yeni bir çağın başlangıcından başka bir şey değildi, dedi.

Kadın – Çocuk istemiyorum…
Adam – Yeterince olgun olmadığımı mı düşünüyorsun?
Kadın – Hayır, hamileyim ve çocuk istemiyorum.

En iyi doğum kontrol yöntemi, biten bir ilişkidir dedi adam.

Kahretsin Aralık ayları hep soğuk olurdu ve bir dilim yaş pastaya saplanmış mumdan medet umardım ellerimi ısıtmak için.

On iki yıllık bir viski içilmişti, tarih on iki / on iki / iki bin on iki. Gözünü gözüme dikti kadın, öpecek gibi oldu. Bugün benim doğum günüm dedim.

Gelecekten bir beklentisi olmayan adamlar, dilek dilemez, pastanın mumunu söndürmekte Aralık ayının camları uğuldatan rüzgârına kalırdı.

Kafamın uğultusu hangi duygunun esintisi bilmiyorum. Ama gözlerimi kapatsam iyi olacak yüreğim ceryan yapıyor çünkü.

Yaşayarak öğreneceksiniz. Elini en sıkı tuttuklarınız en çabuk bırakanlar, size sıkı sıkı sarılanlar en hızlı sırtını dönenler olacak.