Tiryakinin selamı

Tiryakinin selamı

Beni hangi sıklıkla öksürük tuttuğuna dair bir fikrim hali hazırda yok, on beş yıllık tiryakiyim daha emekliliğe çok var diyorum. Der demez yakıyorum bir sigara daha.

Anlattıklarınızı dinliyorum da. Anlatmadıklarım bilinse, çığ düşecek beyinlerine kardan adamların. Oysa bir felaketi en çok omuzlarına yakıştırıyorum insanların, çünkü dünya başlı başına bir felaket ilan etmiş kendini ve amuda kalkmaktan başka çare de bırakmamış toprağa ayak basan her ne varsa.

Bir sigara daha yaktım.

Postacıların kapıyı iki kere çaldığına dair rivayetler kadar anlamsız ya şimdi sabahları uyanıp işe gitmek. İadeli taahhütlü dünyevi sorumlulukları taşımak zor gelecekti bana, işi bıraktım.

Biraz daha sigara ve az buçuk bira.

Darmadağın yatak odasında düzenli olarak gördüğüm düş, sigara almaya gitmek dışında sokağa attığım çarpık bir adım. Dedim ya darmadağın odam, lütfen küllüğü fırlattığım yeri arattırmayın bana.

Ben çok değişmedim aslında lacivert penyem hala sırtımda ve ter kokusu bir milat gibi giriyor insanlarla arama.
Kadehim boşaldı diye üzülmedim hiç, çünkü sigaranın dumanı hala bağrımda. Promil ve efkâr saçan gözlerimi aynada görüşlerim teselli olur sebebi belirsiz yaralarıma.

Çektim kılıç gibi cümleleri, savurdum kellelerine. Kan da akmıyor kancık suretlerden, kılıç kınından çıktığı ile kalıyor. İşte bundandır belki, artık sükûtu, söze yeğlerim. Baktım ağlayacak gibi oluyorum, bir mendil çıkarır cebimden anlayın işte ben en çok böyle zamanlarda yazar’ım.

Share on Facebook18Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Pin on Pinterest0Email this to someone

Yorumlar

Yorum

Yorum yap