Sonbahar, Pazar ve Mevsim Salatası

Önce hayranlık uyandırdı ışığı gözlerimde, sonra sadece yemek yiyen ve tuvalete giden bir insan olduğu aklıma geldi.

Beynim ışık ve gölge oyunlarının meşguliyetine teslim olmuş. Zaman kaybı düşüncelerle takip ediyordum insanların Arnavut kaldırımı sokaktaki seken adımlarını.

Araçların tek yön geçişlerine izin verilmiş sokağın köşesinde ki kafeye oturmuş insanların çift yönde devam eden yürüyüşlerini gözetliyordum.

Madem araçlar tek yönde hareket etmeliydi, insanlar neden sokağın her iki yönünde de seyahat halindeydi diye sordum kendime.

Sonbaharın hakim olduğu saçma sapan bir pazar günü ve birkaç duble rakıma meze ettiğim Bukowski. Sayfaların arasına çatalımdan dökülen mevsim salatası.

Servis yapan garsona gözlerin ne kadar güzel dedim.

Herhangi bir sevgilimle oturduğum bir günde de o servis yapmıştı. Yine aynı şeyi söylemiştim ve gecesinde sevişmiştik.

Biraz daha buz dedi içimdeki ses.
Belkide içim yanıyor dedim, kendi kendime.

Ne zaman çok sıkılsa canım, ağlama dedim.

Bir sokak çalgıcısı uzaktan gülümsedi. Aramıza akordeonundan taşan ezgiler girdi. Minik bir kız çocuğu, bozuk para dolu bir maşrapa uzattı hala gülümsemekte olan gözlerimin orta yerine. Burnumun ucunda o kadar çok bozuk para vardı ki; moralimin ne kadar çok bozuk olduğu geldi aklıma.

Hava serinler gibi olmuştu, insanlar da üşür gibi.

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Pin on Pinterest0Email this to someone

Yorumlar

Yorum

Yorum yap