Hiç

Hiç

Zamanı düşmanım ilan ettim güneş battıktan hemen sonra, zamanı durdurmak istedim, güneş doğmadan hemen önce. Duvar saatini asılı olduğu duvardan kaldırıp buzdolabına tıktım. Madem beni yakıyordu geçen her dakika, seni geçen her saat dondurmalı ey zaman.

Dün gece hiç uyumamıştım. Buda demek oluyor ki sabah olduğunda kendimi gece olduğundan daha fazla hiç gibi hissetmekteydim. Bazı akşamlar öfkeme hâkim olamıyorum, öfkeme yeniliyorum hatta. Dün akşam da buna bir örnek işte. Maddeden ziyade manaya bağımlıyım. Bazı manalar beni kendine öyle bir bağlamış ki bunları anlatabilmenin mümkünü var mıdır diye soruyorum hep kendi kedime. Kedime, kendi kendime soruyorum ben bir hiçim ve senin de anan ve baban belli değil öyle değil mi?

Aklımı çok katlı bir binanın asansör boşluğundan sarkıttım ve kalbime seslendim şuracıkta bir yerlerde yangın merdivenleri olacaktı o basamakları hiç saymadan tek tek in ve aklıma kucak aç.

Kalbim nasıl atıyordu bir görseydiniz. Aklımı kaçırmıştım ve kalbim yokuş aşağı freni patlamış bir kamyon, nasıl atıyordu bir görseydiniz. Keşke gözle görülür ne varsa kulak tıkamasaydınız ve görseydiniz. Görseydiniz hükmümü. Aklımın ettiğine kalbim özürsüzdür, ben dün gece hiç uyumamıştım ve işte böyle sabahlarda kalbim ve yardakçısı aklım hükümsüzdür.

Share on Facebook7Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Pin on Pinterest0Email this to someone

Yorumlar

Yorum

Yorum yap