Ucuz Kolyeler

Diri zarafet

Terk edilmiş şehir, terk edilmiş sokak, terk edilmiş ev, terk edilmiş oda ve odanın duvarları sarartan hüzün. Neden bir adam ve kadın yok bu kadar terk-i diyar geçen satırda. Sus, sorma.

Terk etmek demek yok etmek demek değil. Neden yokmuşlar gibi davranıyoruz?

Eksik para üstü, bir özrü hak ediyor ama, eksik bıraktığımız kadınlar veya adamlar, sadece sararmış duvarları hak ediyor dimi?

Bütün ölü müzisyenler bir şarkı süresi kadar konuştu bu odada. Bütün ölü yazarların sözleri duvarlarını çınlattı sıvası dökük odanın. Ölüler konuşmaz da ne demek? Ölülerle konuşulmaz da ne demek? Ben yıllarca bir fotoğraf çerçevesine merhaba dedim.

Bana bir faydası yoktu ki, ölüleri diriltebilecek bir kudretin. Buna diriltmek derseniz eğer.

Diri zarafetini sikeyim senin, cümlesinde geçen cinsel uzvun zarafetten uzak oluşumu sorun? Bence değil. Ama içinde sik geçen küfürler daha tahrik edici değil mi? Maksat tahrik etmek mi küfür ederken? Maksat küfür etmek mi tahrik ederken? Maksadını aştıkça daha çok küfür ve tahrik mi sikmek?

Ama sen çok güzel ve zarifsin. Bir kere daha zarafetini sikeyim o halde! Ondan sonra başlasın düşüm, dün gece kaldığı yerden.

Sonra bir rüya gördüm, dünyada ki bütün kabloları birbirine bağlamışlar. Bazıları o kabloları boyunlarına geçirmek suretiyle intihar etmiş.

Ay ışığında romantizm aramasın kendini bilen hiçbir kadın. Kadınlar ve ay ışığı hiçbir adamı kurda dönüştürmesin. Kurt kuzuyu tenhada ararken, boynunda ucuz bir kolye kablolardan imal edilmiş, kalabalık sizi boğmasın.

Hadi kablolar boynumuzu bir kolye gibi sararken bir içki daha içelim.

İçelim ve terk edelim, içelim ve yok edelim.
Bütün kadehler, sen olsun, bütün kadehler ben olsun, içelim biz olalım, içelim giz olalım. İçelim duvarlar olduğundan daha beyaz, içelim rüzgar poyraz. Soru işaretleri ve promil sana da bana da koymaz. Üfle bir daha ve bir kadeh daha içelim.

Acıları soğurmak için üfle, dertleri savurmak için üfle.

Sabahta olsun fakat yarım kalmasın gündüz gece. Ben yarım kalayım ama gün yarım kalmasın. Terkedilmiş bir günü kabul etmeye cesareti yok yüreklerin, ama yürekler terk edilmiş gün ışığını ararken. Sabahta olsun ama aç karnına içilmesin hiçbir antidepresan, kahvaltıdan sonra tok karnına terk etsin yürekler birbirlerini.

Share on Facebook7Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Pin on Pinterest1Email this to someone

Yorumlar

Yorum

Yorum yap